21 Mayıs 2017 Pazar

...bir kala

Bundan 22 ay öncesine kadar insan hayatının nasıl değiştiğini ve hayatına nasıl yön verilebileceği hakkında hiçbir fikri olmayan karınca o günü kendince milat ilan etmişti.
Bu milat onun hayatını 2 bölmüştü. G.F den öncesi ve G.F den sonrası diye
Milat sonrası onun hayatında oldukça önemli gelişmeler yeralmıştı ; yakaladığı başarılar, mutluluklar- mutluluk anlayışı, zamanın ne kadar önemli olduğu, geçirilen her saniyenin geri gelmeyeceğini  bilmenin ne kadar acı olduğunu, hayat üzerine nasıl düşünülebileceği gibi kavramları, duyguları  vs. onun anlamasını sağlamıştı. Başarma duygusunu sayesinde öğrenmişti.
Onun kendisine kattığı duyguları, kendisi için ne kadar önemli olduğunu ona belli edemiyordu. Duyguları kendi bedeni içerisinde hapsolmuştu.  Dışarı yansıtmak yerine onun içinde bir yerlerde saklanıp kalmıştı. Sanki hiçbir zaman çıkmayacakmış gibi orda saklıyordu. Duygularını saklandığı yerden çıkarıp ebelemesi gerekiyordu. Günler geçtikçe ebelenemeyen duygular karşı tarafa zarar vermeye başlamıştı. Başlamıştı ve o bunun farkına varamıyordu. Günler onun alehine akıp gidiyordu. Değiştirilmesi gereken davranışlar  vardı. Çabuk olmazsa elinde avucudunda ne varsa akıp gitmek üzereydi, gitmeye başlamıştı belkide .
Akıp gitmeye başlayan duyguları geri getirmek kolaymıydı peki? Değildi
Kalp acımıştı bir kere. Ama çözümü olmalıydı. Her şeyin başlangıcı gibi düzeltmeninde  en başında sessizlik olmalıydı. Dalgasız bir deniz gibi durgun olmalıydık. Çözüm o zaman daha kolay olabilirdi.
Sensizlik, sessizliğin kulakları sağır edercesine patlamasıydı. Bu ana gelmemek için her şeyi yapmaya hazırım. Benim nasıl düşündüğümü benden daha iyi bilen bir insanı nasıl üzebilirsin?  tabiî ki kendini  çiğneyerek. İşte ben kendimi çiğnemeye başlamak üzereyken her şeyin farkına vardım.
Seni çok seviyorum Seninle tanıştığım için çok mutluyum. seninle tanışma dönümüm veya senin içinde öyleyse dönümümüz kutlu olsun

28 Nisan 2017 Cuma

Bugünlerde haklı olarak çok kötü hissediyorum kendimi. Hayatıma yön veren insana kendimi anlatamıyorum. Anlatmaya kalksam da elle tutulur cümleler sarfedemiyorum. Durum öyle bir hal alıyor ki işin içinden çıkmak neredeyse imkansız. Neden böyle yapıyorsun? Diye sormaya cesaret bile edemiyorum. Çünkü haklılığından korkuyorum. Sadece korkmakta değil bu. Gerçeklerin keskin kılıcı beni fazlasıya yaralayabilir ve bu yaralanma beni olduğumdan daha gerizekalı birine çevirebilir. Haksız olduğumu bilmek hiç bu kadar sinir bozucu olmamıştı. E peki nasıl haklı durumuna geçebilirim. Bu duruma geçilmez evlat! kendini buna hazırla olabilecek en iyi durum onu kendine ikna edebilmen ve onun seni sevdiğine tekrar inandırabilmende geçiyor.
Mesaj geliyor.

Gelen mesajlar eskiyi yansıtmıyor merkez! mesajlar şuan ki durumun ne halde olduğunu belirtiyor. 
...
Ulen mesaj geldi  gene anlamadım iyi mi? ?  Durun şimdi anlayacağım burada ondan bahsettiğimden haberi yok ama yakında olacak.. Ha! mesajda kalmıştık. Güzel bişey söylüyor sanırım ama olay şu ki güzel sözler bile sitem dolu. Yaşadığım acının içinde onun olması bile umut verici. İçinde gelecek ve gelecek mutluluklar barındırıyor.
Yahu ne zamandan beri patatesler konuşmaya başladı. Tamam konuşsun itirazım yok. Ama fazlasıyla gerçekleri söylüyor. Sinirim bozuluyor arkadaş. Patatessin sen arkadaş konuşmaman lazım. Benim seni ketçaba bandırıp yemem lazım. Hemen kendine gel!


Abi bu öyle bi patates ki bide sadece seninle konuşmuyor, kendini camdan atma hissi falan doğurtturuyor. Çıldıricim be arkadaş. 

Yonca Evcimik - 8:15 Vapuru